ÖNSÖZ

Bismillahirrahmanirrahim.

Her şeyimi Allah’a borçluyum. Bana doğru yolu gösteren, öğrenme yeteneğini ve imkanlarını veren odur. Yaşadığım sürece onun doğru saydığı şekilde yaşamam için bana yardım etmesini diler, ona hamd ve şükrederim.

Nurlu sözleri ve parlak uygulamalarıyla yolumuzu aydınlatan Allah'ın son elçisi Muhammed’e, onu güzel bir şekilde izleyen ailesine, arkadaşlarına ve gittiği aydınlık yoldan giden herkese dualar eder, selamlar gönderirim.

Herkes başkasının malına veya işine ihtiyaç duyar. Karşılığını ödemeden bunlardan yararlanmak zordur. Karşılığını ödeyip mal almak alış veriş olur. Bir şey verir, bir başka şey alırsınız. İş ve hizmet ise bir sözleşmeyle alınır. Mal ve hizmetlerin üretiminden tüketimine kadar geçen faaliyetler bütünü iktisatın konusuna girer. Bu işlerin düzgün yürümesi için dinin emirleri, toplumların gelenek ve görenekleri ve devletlerin kanunları vardır. İşin bu kısmı hukukun konusudur.

Müslümanlar, her konuda olduğu gibi iktisadi ve hukuki ilişkilerinde de Kur'an'a uygun bir davranış göstermek zorundadırlar. Bu, onların inançlarının gereğidir. Kur'an'ın konu ile ilgili emirlerinin bir kısmı şöyledir:

“Müminler, mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin, ama karşılıklı rıza ile yapılan bir alım satımla yemek haksızlık olmaz" (Nisa 4/29)

"Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin ve insanların mallarının bir kısmını, bile bile günaha girerek yemek için onları yetkililere teklif etmeyin." (Bakara 2/188)

Müminler !Allah’tan korkun, faizden geriye ne kalmışsa onu bırakın. Eğer inanmış kişilerseniz (böyle yaparsınız.)

Bunu yapmadınız mı bilin ki; Allah ve Elçisi tarafından bir savaşla yüz yüze gelirsiniz. Eğer tevbe ederseniz, ana mallarınız sizindir. Ne haksızlık edersiniz ne de haksızlığa uğrarsınız." (Bakara 2/278-279)

Bu ve benzeri emirler, müslümanları iktisadi ilişkilerde farklı bir konuma sokmuştur. Farkın en belirgin olduğu yer, alım satım ile faizli işlemler sahasıdır. İktisadın bu iki alanı öteden beri karıştırılır ve aynı şeymiş gibi gösterilmeye çalışılır. Hâlbuki faiz, borçtan elde edilen gelirdir. Borçtan gelir elde etmek başka, mal alıp satmak başkadır.“Allah alım satımı helâl, faizli işlemi haram kılmıştır." (Bakara 2/275) Faizin haram olması iktisadi ilişkilerde önemli değişikliklere yol açar. Kredi sistemini ve bu sisteme göre kurulan bankaları çalışamaz hale getirir. Bu, faizsiz finans kurumlarına duyulan ihtiyacın da ana sebebidir.

İhtiyaç duyulan sermayenin faizli yoldan sağlanması insanlık tarihi kadar eski olmalıdır. Sermayenin ortaklıklar yoluyla sağlanması da öyledir. Faiz yasak olunca sermaye birikimi için ortaklık kurmaktan başka yol kalmaz. Bu, ister istemez iki ayrı iktisat sisteminin oluşmasına zemin hazırlar. Bunlardan biri kredi sistemi, diğeri de ortaklık sistemidir.

Bu çalışma, ortaklık sistemini ve bu sistemin gereği olan iktisadi ilişkileri özet olarak anlatmak için yapılmıştır. Ortaklık sisteminin doğru anlaşılabilmesi için kredi sistemine ve bu sistemin işleyişine temas etmek zorunlu olmuştur.

Elinizdeki bu kitap, tek başına yapılmış bir çalışmanın ürünü değildir. İstanbul Müftülüğünde 1978'de kurduğumuz İstanbul Müftülüğü İlmî İstişare Heyeti benim için bir okul olmuştu. Heyette çok sayıda hocalar vardı. Bu çalışmalar 1983'ten itibaren İslamî İlimler Araştırma Vakfı büyesinde yapılan ilmî toplantılarla devam etti. Bu vakfın, 1993 yılına kadar genel sekreteri olarak bu çalışmaları bizzat organize ettim. Bu benim çok sayıda ilim adamından istifade etmeme sebep oldu.

Kitaptaki bilgiler Süleymaniye Vakfı'nda olgunlaşmıştır. Burada 1993'ten itibaren düzenli ilmî çalışmalar yapan bir heyet vardır. Kendinden yararlandığım tüm ilim adamlarına içten teşekkür ederim.

Çalışma bizden başarı Allah'tandır.

 

www.cileweb.net